1
elcevap
ELCEVAP
Kurumuş ajanda sayfaları arasında hiyeroglif bir yazıt
Her mürekkep darbesinde inatçı gözyaşlarının kabarık resmi
Tiratların yankısı sürünürken uçurumlarda
“Koşullu huzur, huzur değildir” demeyi unuttum başındayken ömrün
Ne kimse tahtımdan edebilirdi beni
Ne de yırtınırdım iradem dışı müesseseler nezdinde
Ortanca nesil olmanın yıkık buhranı
Sildim desem de yalandır hatıralardan her hatırayı
Ve şamdak ayısından bir pençe, yüzümde akan kanlar
Diriliş ezgisinden bir feryat koparmakta hangi fayda var
Suale cevap kolaydı ama
Optik kağıdı masamda değil sandım, sanıyordum
Zanlardan berbat bir zan taşıdım zannediyordum
Belki öyle, belki değil
Pus kavanozundan gece yarısına çıkarılır bir şiir
Kir ve pislik koktukça koltuk aralarından silik yüzük
Hacizi damgalar sandım ruhuma, gariban tüzük
Ama emir ki bir yerden, büyük yerden
Gündüzlere yabancılaştım, evlat edindim seherden
Ve hala özgürlük kezbanıyla kol kola adımlar kaderim
Elinde mermisiz piyade tüfeği bulunduran masum bir erim
Nöbetteyim
Ne vatan kurtulur yaftalarımdan
Ne de hainiyim yatmış olduğum kundağın
Sormayın beni bana
Suale cevap var elbet ama ben bir garip muallakta
Merhaba faslı için geç ve hoşçakala daha çok uzağız
Kıvran dur ey sefil, kıvran dur yüce kral
Şimendiferle sırtlanan birkaç keder yükü var
Hokkabazı mı eksik bu sirkin
Yutuyor şerbeti nabza göre bu topal sürü
Çoban olamayacak kadar yumuşak
Ve kurt olmayacak kadar namuslu
Ama gurur bulutundan bir yaş indiremeyecek kadar da aciz
Nerede basiret, nerede fazilet
Ve nerede şiir, bu satırlara işlenmiş
Monolog karikatürü olmuş ahenkli betimlemeler
Kuralsızlığı kural mı edindi üstün kalem
Ve tek zanlı şeytan değildir mizan terazisinin huzurunda
Aldatmak mümkün ama aldanmak imkansız
Hoyrat ömür üzerine çizilen çizgi adına
Sonucu belli ve hikaye de güzel falan değil
İmtihanmış dediler gerçeklerden en gerçek
Göz, dil, el ve dahası unutur bu akdi
“Bela” diyen lisanlar suskun artık
Hedonizm dumanı dahi iki saniyelik bir ömre münâsip
Kim dedi, her şey bana has, her şey bana nasip?
Aynadaki çirkin midir, gözlerinin içine bakamayan,
Kaçamak tufanı rüzgarının esip götürdüğü?
Yoksa birkaç evrak mı bu sözlerin aşığı?
-Yusuf Çağlar
Kurumuş ajanda sayfaları arasında hiyeroglif bir yazıt
Her mürekkep darbesinde inatçı gözyaşlarının kabarık resmi
Tiratların yankısı sürünürken uçurumlarda
“Koşullu huzur, huzur değildir” demeyi unuttum başındayken ömrün
Ne kimse tahtımdan edebilirdi beni
Ne de yırtınırdım iradem dışı müesseseler nezdinde
Ortanca nesil olmanın yıkık buhranı
Sildim desem de yalandır hatıralardan her hatırayı
Ve şamdak ayısından bir pençe, yüzümde akan kanlar
Diriliş ezgisinden bir feryat koparmakta hangi fayda var
Suale cevap kolaydı ama
Optik kağıdı masamda değil sandım, sanıyordum
Zanlardan berbat bir zan taşıdım zannediyordum
Belki öyle, belki değil
Pus kavanozundan gece yarısına çıkarılır bir şiir
Kir ve pislik koktukça koltuk aralarından silik yüzük
Hacizi damgalar sandım ruhuma, gariban tüzük
Ama emir ki bir yerden, büyük yerden
Gündüzlere yabancılaştım, evlat edindim seherden
Ve hala özgürlük kezbanıyla kol kola adımlar kaderim
Elinde mermisiz piyade tüfeği bulunduran masum bir erim
Nöbetteyim
Ne vatan kurtulur yaftalarımdan
Ne de hainiyim yatmış olduğum kundağın
Sormayın beni bana
Suale cevap var elbet ama ben bir garip muallakta
Merhaba faslı için geç ve hoşçakala daha çok uzağız
Kıvran dur ey sefil, kıvran dur yüce kral
Şimendiferle sırtlanan birkaç keder yükü var
Hokkabazı mı eksik bu sirkin
Yutuyor şerbeti nabza göre bu topal sürü
Çoban olamayacak kadar yumuşak
Ve kurt olmayacak kadar namuslu
Ama gurur bulutundan bir yaş indiremeyecek kadar da aciz
Nerede basiret, nerede fazilet
Ve nerede şiir, bu satırlara işlenmiş
Monolog karikatürü olmuş ahenkli betimlemeler
Kuralsızlığı kural mı edindi üstün kalem
Ve tek zanlı şeytan değildir mizan terazisinin huzurunda
Aldatmak mümkün ama aldanmak imkansız
Hoyrat ömür üzerine çizilen çizgi adına
Sonucu belli ve hikaye de güzel falan değil
İmtihanmış dediler gerçeklerden en gerçek
Göz, dil, el ve dahası unutur bu akdi
“Bela” diyen lisanlar suskun artık
Hedonizm dumanı dahi iki saniyelik bir ömre münâsip
Kim dedi, her şey bana has, her şey bana nasip?
Aynadaki çirkin midir, gözlerinin içine bakamayan,
Kaçamak tufanı rüzgarının esip götürdüğü?
Yoksa birkaç evrak mı bu sözlerin aşığı?
-Yusuf Çağlar
0 Yorum
Yorum yapmak için giriş yapın.
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın!